| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

hayata dair herşey.. elimizden geldikçe paylaşacağız...

42 "köşe yazıları" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"köşe yazıları" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 

Aşk Acıya şikayetsizce Katlanmaktır

Hiç ağlamadığımdan değil; çok akıttım gözyaşımı içime.
Hiç kaybetmediğimden değil birini.Çok yandım ciğerimden.Baktığım her yere, sevdiklerimin yüzünü kazıdı hasret.

Yıldızlarla doluydu gökyüzüm; kapkara bir boşluk bıraktılar kayanlar. Bir daha asla dolduramadım.

Gidene soramadığımdan, kalanın ıstırabı daha çok sandım.
Hiç ihanete uğramadığımdan da değil; yarası her zaman taze, birkaç hançerle dolaştım durdum sırtımda; hem öfkelendim, hem anlamsız geldi kızmak.

Herkesten farklı değildi başımdan gelip geçenler.
Herkes kadar ağladım, herkes kadar yandım.
Acısız olmuyordu ki hayat!
Ağlamaktaydı bereket, yağmurda ıslanmadan yeşermiyordu ki toprak!

Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne.
Mutlu bir çocuktum ben!
Kalabalık bir ailenin sevgisiyle büyümüştüm. Bir sürü arkadaş, bir sürü oyun..kuyruğuna tutunmuştum kırmızı bir uçurtmanın.
Hayat hep veriyordu, alacağı günleri hiç düşünmemiştim.

Sancılıydı ilk gençlik!
Şimdiki hüzünlerimle, o zamanları karşılaştırdığımda, çocukluk deyip geçiyorum.
Ah, nerdesiniz 17'lik dertlerim!

On yedimde başlamıştı hayatla kavgam.
Artık sadece, tartışıyoruz.

Acıya alıştığımı söyleyemem hala; hele, nasır tuttuğunu kalbimin.
Unutmayı becerdiğimi de söyleyemem; asla unutamadım, kusurluydu hafızam; almayı biliyordu da silmeyi, asla!
İyi ki hatırlıyorum!

Yaşamımdan çıkanlara kızmıyorum; öğrettikleri her şey için minnettarım. Bir zamanlar, doyasıya güldüğümüz içindi uğurlarken akıttığım göz yaşlarım..Paylaştıklarımız kadar değerliydiler.
Paylaşamayacaklarımızın adıydı hasret!

İhanete de alışamadım elbette; ama, edenlere de eyvallah! Kir tutsa da kin tutmaz yüreğimiz. Az şey sayılmaz, utanmayı bilmeyenden öğrendiğim; sırf bu nedenle bile affedebilirim.
Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne....
Şanslı biriyim ben!
Mükemmel bir anne-baba; harika kardeşlerimle; hem büyük, hem mutludur ailem!

Eski-yeni fark etmez; hem köklü, hem sınanmıştır dostluklarım!
Kolay yere gelmez sırtım; ne yaparsa yapsın, kolay vazgeçmem hayattan!

Kokladığım gülleri, teker teker solduracak biliyorum. Asla hazır olamayacağım acıya; ama, çekmeyi de öğrendim artık. Bütün duyularım açık, elimde suyum, yüreğimde umut, güllerimin yanındayım.

Az şey midir, biteceğini bildiğin bir hayatı son nefese kadar paylaşmaya hazır olmak.
Ve baş kaldırmak ölüme, sonsuza kadar, sevip hatırlayarak..

Zaman bir değirmen; keder girer, hüzün çıkar kapıdan..
Ben de toy girip, olgun çıktım içinden..
Bakmayın dertlenip içlenmeme; yağmur yağar, toprak kokarım; güneş açar, çiçek kokarım!
Avuçlarımdan umuda uçan kelebek..

Sadece, Güneşli günlerde kalem oynatmaz yürek!
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:21
Yorumlar :0
 
 
 
 

Hiç ağlamadığımdan değil; çok akıttım gözyaşımı içime

Hiç ağlamadığımdan değil; çok akıttım gözyaşımı içime.
Hiç kaybetmediğimden değil birini.Çok yandım ciğerimden.Baktığım her yere, sevdiklerimin yüzünü kazıdı hasret.

Yıldızlarla doluydu gökyüzüm; kapkara bir boşluk bıraktılar kayanlar. Bir daha asla dolduramadım.

Gidene soramadığımdan, kalanın ıstırabı daha çok sandım.
Hiç ihanete uğramadığımdan da değil; yarası her zaman taze, birkaç hançerle dolaştım durdum sırtımda; hem öfkelendim, hem anlamsız geldi kızmak.

Herkesten farklı değildi başımdan gelip geçenler.
Herkes kadar ağladım, herkes kadar yandım.
Acısız olmuyordu ki hayat!
Ağlamaktaydı bereket, yağmurda ıslanmadan yeşermiyordu ki toprak!

Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne.
Mutlu bir çocuktum ben!
Kalabalık bir ailenin sevgisiyle büyümüştüm. Bir sürü arkadaş, bir sürü oyun..kuyruğuna tutunmuştum kırmızı bir uçurtmanın.
Hayat hep veriyordu, alacağı günleri hiç düşünmemiştim.

Sancılıydı ilk gençlik!
Şimdiki hüzünlerimle, o zamanları karşılaştırdığımda, çocukluk deyip geçiyorum.
Ah, nerdesiniz 17'lik dertlerim!

On yedimde başlamıştı hayatla kavgam.
Artık sadece, tartışıyoruz.

Acıya alıştığımı söyleyemem hala; hele, nasır tuttuğunu kalbimin.
Unutmayı becerdiğimi de söyleyemem; asla unutamadım, kusurluydu hafızam; almayı biliyordu da silmeyi, asla!
İyi ki hatırlıyorum!

Yaşamımdan çıkanlara kızmıyorum; öğrettikleri her şey için minnettarım. Bir zamanlar, doyasıya güldüğümüz içindi uğurlarken akıttığım göz yaşlarım..Paylaştıklarımız kadar değerliydiler.
Paylaşamayacaklarımızın adıydı hasret!

İhanete de alışamadım elbette; ama, edenlere de eyvallah! Kir tutsa da kin tutmaz yüreğimiz. Az şey sayılmaz, utanmayı bilmeyenden öğrendiğim; sırf bu nedenle bile affedebilirim.
Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne....
Şanslı biriyim ben!
Mükemmel bir anne-baba; harika kardeşlerimle; hem büyük, hem mutludur ailem!

Eski-yeni fark etmez; hem köklü, hem sınanmıştır dostluklarım!
Kolay yere gelmez sırtım; ne yaparsa yapsın, kolay vazgeçmem hayattan!

Kokladığım gülleri, teker teker solduracak biliyorum. Asla hazır olamayacağım acıya; ama, çekmeyi de öğrendim artık. Bütün duyularım açık, elimde suyum, yüreğimde umut, güllerimin yanındayım.

Az şey midir, biteceğini bildiğin bir hayatı son nefese kadar paylaşmaya hazır olmak.
Ve baş kaldırmak ölüme, sonsuza kadar, sevip hatırlayarak..

Zaman bir değirmen; keder girer, hüzün çıkar kapıdan..
Ben de toy girip, olgun çıktım içinden..
Bakmayın dertlenip içlenmeme; yağmur yağar, toprak kokarım; güneş açar, çiçek kokarım!
Avuçlarımdan umuda uçan kelebek..

Sadece, Güneşli günlerde kalem oynatmaz yürek!
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:20
Yorumlar :0
 
 
 
 

Hayat Sorar Hesabini!!

Susmak en büyük çığlıktır” derler…Susmak içinde kopan fırtınalara rağmen sessiz ve sakin bir liman gibi görünmektir.Susmak içindeki yangını göz yaşlarınla söndürmektir.
Susmak zorundasındır;çünkü sana yakışan budur..
Susmak zorundasındır;çünkü en güzel cevabın budur..
Susmak zorundasındır;çünkü suskunluğun en güzel dileklerini gizler içinde..
Susmak zorundasındır;çünkü suskunluğun gözyaşlarındır,acıların..
Ve… Susmak zorundasındır;çünkü hala sevmektesindir.
Susarsın;çünkü konuşmaya gerek duymazsın
Sen susarsın ama;gözlerin anlatır acını,sevgini,çaresizliğini…Sen susanda gözlerin haykırır sessiz çığlığının sahibine.Ve bilmektesindir senin çığlığın O’nun kalbinin bir yerlerinde yankılanmaktadır…
İçin rahattır ama.Çünkü sen sevgini en doruğunda yaşamışsındır.sen içinden gelenleri utanmadan,çekinmeden yapmışsındır.VE en önemlisi mutlu edebilmişsindir sevdiğini
Sen sevmişsindir ölümüne O bırakıp gitmiştir.Ve O’nun yaptığını sen O’na yapmamışsındır.Biten bir aşkın acısını yeni bir aşkla bastırmamışsındır.
ÜZÜLME!!!
Sen sana yakışanı yaptın.Yanından geçerken başını bir suçlu gibi öne eğmek,yolunu değiştirmek sana göre değil.Başını öne eğmesi gereken kişi sen değilsindir zaten. Sen O’nun gibi değilsin!söylediğin her sözün arkasındasın
.Bırak hesap sormayı,
Bırak anlasın sevginin büyüklüğünü,
Bırak neden “seni asla kimse benim kadar sevemez!”dediğini anlasın…
Bırak her şeyi
HAYAT SORAR HESABINI!!!
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:19
Yorumlar :0
 
 
 
 

hayat

Giden zamanı geri getirmeye ve gidenleri döndürmeye hangimizin gücü yeter? Hangimiz "o an" söyleyeceklerini söyleyemediği veya yanlış şeyler diline geldi diye "o an"ı tekrar yaşatabilir??

"Hayat" dedikleri hatta "hayat zor" dedikleri işte o zaman başlıyor.......

Ben, ben, hiç birşeyi geri alamam, yaşadıklarımı baştan yaşayamam, onlar oldu, bitti, ben, ben bunları düşündükçe "hayat"ımı "zor"laştırırım, herkes gibi "hayat zor" derim, ertesi gün, gülerim, geçerim, onlar oldu, bitti.......

Gerçekten mi?? Gerçekten bu kadar "basit oldu ve bitti" diyebilir miyim? Hiç hatırlamaz, hiç düşünmez, hiç ağlamaz mıyım?

Ne zaman "bunu yapmamam lazım!" desem onu olağandan hızlı yerine getiririm, ne zaman "bunu düşünmeyeceğim!" desem onu olağan fazla düşünürüm, ne zaman "burdan gitmem gerek!" desem orda olağandan fazla kalırım, ne zaman "onu söylememem gerek!" desem onu ilk önce sölerim, ne zaman "şu an ağlamam çok saçma!" desem hıçkırıklarla ağlarım..............

Saçma ama denge yoksunu bir insanım!

hüzünlüydü dün, sakardım, ağlamaklıydım, fazla duygusaldım, durgundum, neşesiz sayılırdım, romatiktim ayrıca..


Güne bomba başlayıp hızlı bitirmek istiyorum ve yarın geceyi sabaha ulaştırıp içime çekmeyi düşünüyorum!

dengemi bozsada bazı şeyler bunu yapmalıyım!!

Başka türlü gerçekten "hayat zor!"....

sevgilerle..
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:19
Yorumlar :0
 
 
 
 

sesimi duymayana

Yine hüzün kapladı içimi yine aktı gözyaşlarım aniden feryad ederek ne yapsam vazmı geçsem gecersem yarım kalırım gecersem ölür duygularım oysa yyarım kalmak istemiyorum ölsün istemiyorum yaşasın hep benle kalsın yanımda değil ama içimde kalbimin en güzel yerinde yaşasın...
Yazmalıyım diyorum dökmeliyim içimdekileri
Yazmassam koşamam yürüyemem
Yazmassam akmaz gözyaşlarım boğulurum..
Eskiler canlanırya eski şarkılar sevdiğiniz parçalar neden kaçamassın bunlardan neden hala inatla yaparsın eski hataları acaba acılar hoşunamı gider insanın acı çekmeyimi seviyoruz kaç kurtul sil yırt at hatta yıtmak yetmez..
Biri bana yazmak yasak dedi yazma pencereye yaz cama yaz olurmu başarabilirmiyim yapabilirim aslında zor olur belki ama yapmak en doğrusu mu?
Diyorum ama dedim ya yapamam ben kendimi tanıyorum yazmassam alt üst olurum yazmassam yürüyememek koşamamak gibi gelir isyanım sana değil sesii duymayana
Eyvallah....
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:18
Yorumlar :0
 
 
 
 

Kader mahkumu..

Yine küçük ama sırdaşı olan balkonunda, sigarasının üzerine düşen yağmur tanelerini izliyor. Eriyen sadece onlarmı diye düşünüğünü hissedebiliyorum, hayat savaşına yenik düşmüş, her nefes çekişinde elleri titriyor. Sanki bu zafer senin hayat dermişcesine...
Üşüyormu acaba? Belki de o karanlığa bakarken bunu fark etmiyor bile, bu hayatın ona armağan ettiği acılar ile ısınıyor belkide.
Yine düşmeye başladı bu soğuk gecede, donmayacak kadar sıcak ve içinde dertleri olan göz yaşları. Biliyorum dayanamıyor bu yalnızlığa, bağırmak istiyor nefesi tükenene kadar, o kar taneleri onun için demir parmaklıklar olmuş sanki , o ise bu kaderin ömür boyu mahkumu.

Sigarası bitiyor, yoo yine yaktı. Lütfen artık yakma, artık ağlama ne olur diye yalvarmak ona haykırmak istiyorum ama olmuyor. Bunu yapamam, yapamıyacağımda biliyorum. Acaba benim onun izlediğimi biliyormu, bunu fark edermi? Sanmıyorum o kadar dalgın ki...
Her gece o dar sokağa bakarken Dünyayı unutuyor sanki, hayatta ki tek tablosu o her gece baktığı karanlık sokak oldu. Hadi gir içeri artık canım a, üşüdün bekleme artık o dar sokağa bakarak, biliyorsun artık o sokaktan sana el sallayarak gelemeyeceğimi, sana koşup canım diye sarılamayacağımı.
O kapıdan çıkıp uzaklara giderken söz vermişti "asla seni yalnız bırakmayacağım" diye. O sözümü hala unutmuyorum yılar geçsede ben buradayım deyişini yaaaa.... neyse
sevgilerle....
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:18
Yorumlar :0
 
 
 
 

kalbim emrindeyim!!

Şimdi kalbim senle konuşma zamanı, sana yaslanma, sana sarılma, yine çareyi sende bulma zamanı. Ağlama yitip gidene, kaç kuruş edermiş çoktan anladın. Hesapsızca yaşarken sen her günü sevinçle, neler geldi başına sevdim işte deyince. Neler koptu ruhundan, geri gelmeyecek senelerce.

Ah kalbim, yandın söndün kaç kere. Hiç mi akıllanmadın hala paralanırsın aşk aşk diye? Benim başka limanım yok sen de böyle isyan etme, yalnızım, kendimim, tek başınayım ben biçare. Yapma kalbim verme kendini ellere, hep zarar, hep ziyan değil mi elde kalan her seferinde? Hep hüzün, hep hazan değil mi bıraktıkları geride?


Ben bezmişken bu kadar yaşam durağında, ısrar ediyorsun kalmaya çıkmaz sokaklarda, ellerim titrerken gözlerimde yaş oluyorsun inadına, akıyorsun damla damla, kimse silmiyor görmüyor musun hala? Anla kalbim anla, ağlarken yalnızım ben her gün batımında.

Sen hazırsın okyanuslara dalmaya, bense denize girmekten korkar oldum, sen başıboş benliğim, serseri yanı kişiliğimin vurma beni artık yerden yere, sebep değil kimse hiçbir kederime, sensin düşüren beni bu hallere. Yapma kalbim atma beni ateşlere, yandıkça su serpen mi var sineme?



Kalbim,
emrindeyim…
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:16
Yorumlar :0
 
 
 
 

imkansız ve zamansız

Yasamam gereken her şeyi yaşadım. Hani deriz ya şu anda ölsem gam yemem deriz ya.
Sonra birileri çıkar ne kadar kücükmüş hayllerin der sana...
Sevdiğin birini kendine benzetmeye kalkarsan eger, onun kendisi olmasından
korkuyoruz demektir bu.Kendimize benzeterek daha kolay basa cıkabilecegimizi düsündügümüz içindir belki..

Ruh ikizimizi ararız ya hep, her seferinde de yanılırız. Neden mi?
Kendimiz gibi birini ararız a ondan..Oysa hiç kimse kendimiz gibi değildir ki
yeryüzünde...
ben şanslıyım seni tanıdıgım için fakat sende aynı şans var mı bilmiyorum, sana gelirken yanımda taşıdığım sandığın içi biraz rutubet kokuyor senle alakasız zamanların gözyaşları nem yapmış, naftalin de tesirsiz biliyorum sen sıcacık ellerinle havalandıracaksn... buna mecbur değilsin elbet, sen benim yaralarımı sarana kadar, bana ilaç ruhuma inanç olana kadarsenin de beni yanıltmanı... kötü senaryolar uyduruyorum tam sana koştuğum zamanlarda, aslinda varolmadigini bütün yaşadiklarimizin bir hayal ürününden ibaret bir kandirmaca olduğunu düşünüyorum... beni kandirdiğini bir masken olduğunu ve düşecegini en kısa zamanda... buna inanmak zorundayım yoksa senin varlığın varlığıma sebep olacak... sebepli olan bir yaşam ise beni korkutur...

gördüklerim pencerenin buğulu tarafından değil tabi sadece, diğer tarafinda sana ait bir dünyam var seninle dolup taşan, her bir karesinde sana ait çiçeklerin yeşerdiği... sen çiçek almadın evet hiç daha, ama her bakışında papatyalar dağılıyor, hanımelleri kokularini dağıtiyor seninle ilgili anlarda ve güller utaniyor kirmiziliklarindan gelincikler ortaya çiktiğinda... işte bu sebepten en güzel olanı arıyorum durmaksizin,
sana ikinci el cümleler kurmak istemiyorum, taptaze firindan yeni çikmi ekmek sıcakliğinda isimler ariyorum... kirlenmemiş ıslanmamiş, kimsenin lugatında olmamış şimdiye dek ama duyunca yadırganmayacak... sana sadece sarılmak istiyorum, özlemle, hasretle ve bir kadinin taşiyabileceğinden daha uzun süre bu isimleri.
senden bana karşı birşeyler istemiyorum istiyorum da yani çok fazlasini degil biliyorsun hatta bazen cok azini bile... ama sana sunmak istiyorum aklima daha önce gelmemiş herşeyi... oturup düşünmediğim eksikligini hissetmediğim hayalini kurmadığım birşeyler sunmak istiyorum... sadece sana özel, sen varken yaşanacak ve gideceksin günün birinde, seninle birlikte yokolacak... seni düşündüğüm adını andığım bir gün ansızın aklıma gelecek belki kırgın belki üzgün,hatta belki kızgın olmama rağmen sunduklarımdan pişman olmayacagim... bu biraz da cesaretimi kırıyor çünkü mükemmel olanı isterken herşey sıradan geliyor ve hiç istek kalmıyor içimde... ne zaman mükemmeli istesem elim kolum bağlanır zaten.ve o andageldi çatttı gittin ya benden beklediğim o an biliyordum hissediyordum zamansız geldiğin gibi zamansız gitmende koydu bana ey imkansız ve zamansız aşk eyvallah..
sevgilerle.......
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:15
Yorumlar :0
 
 
 
 

anlayacaksın

Bile bile özlediğimi gecelerce aramadın
Sen;AH SEN ..

Başladı gidiyor bir çürüme,ölüyorum içimden sana doğru
Aşk eskidi,diyorum kaybolup yitti gözlerimin önünde...durduramadım sadece diyorum
Sen ise;bunun için hiç çabalamadın...neden bana bunu yaptın neden??

Sen kaçtın,ben...kovaladım
Sen ...,ben...hep yanındaydım
Ve sen gittin,ben...ardından bakakaldım
Öyle bittim ki,ben bile kalmadım kendimde.Yaşamadan bilemezsin,sen de ben gibi yanmadan,halimi göremezsin!!!

Unutmak için seni, söküp attım ben kalbimi
artık kalbim yok seni sevecek...

Nasıl bir duygusuzluk,nasıl inan,anlamıyorum...Hep anlamaya çalışan ben olduğum halde,bu seferki farklı galiba,artık anlamak da istemiyorum...
Gelme artık benden yana...Baksana,gözümde yaş bile kalmadı senden yana!!!

Sadece kırık aşk satırlarımı istiyorum senden,bir de baharımı...Mısralarımdan aşk kanadı,baharlarımda döke döke yaprak kalmadı.Ne senden bana,ne benden sana hayır yok artık,bu kalp farkına vardı...

Kalbimi yaktığın gün gibi
Sende yan,gör Kendini unuttuğun gün,beni anlayacaksın...

Baştan beri aynıydı...
Masallarım öksüz,bir yarım hep eksik kalmıştı
Saat senle beni birarada tutamayacak kadar geç artık

Ve sen benim için,geçmiş zamanların buğusunda,
bitmiş bir rüyasın artık...kabusla uyansamda...
aşkımın katilisin ...........
sevgilerle.......................
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:15
Yorumlar :0
 
 
 
 

Dünya ile savaşıyoruz haberiniz yok!

Asırlardır süre gelen çetin bir mücadele. Bazen güldürür, kimi zaman ağlatır, belki merak uyandırır, çoğu kez uykudan uyandırır.
Türk milletinin böylesine çeşitli manevi değerleri nasıl yaşadığını, göğüs gerdiğini, imkansızı nasıl da bertaraf ettiğini bir günümüzde
bir şekilde günü gününe yaşatmaya devam ediyoruz. Orta Asyadan yola çıkarak günümüz Türkiye'sine gelene kadar kurduğumuz on beş devleti yıkıp
on altıncı devleti şaheser gibi dünya haritasına koyduk. Kendi kurduğumuz bu on beş devleti bir başkaları yıkmadı, biz kendi ellerimizle yıktık. Her
ne olursa olsun on altıncı devletimizi kurmayı başarmışsakda temellerde yine ufak tefek çatlaklar görür gibiyiz.
Bizler.. Çılgın dediğimiz Türkler.. Çin'de esir alındıktan sonra kurtulmak için bir milyon nüfuslu Çin sarayını basmaya kalkan sayıları
yüz civarındaki çılgın Türkler.. Ne kadar övünsek ve az olsada, ne kadar anlatıp keyiflensekde, ne kadar duygulanıp tüylerimizin diken diken olduğunu
hissetsekte birşeylerin eksikliği hala var. Eskiden beridir gelen eksiklikler hala kendilerini hissettirmeye devam ediyorlar. Ağırbaşlı, ileri görüşlü,
keskin zekalı, emir hazmedemeyen, bağımlı olmayan, kendi halkının bağımsızlığı için ölmeye dünden razı olan, hırçın, yiğit, mert, vasfi özellikleri
son haddine kadar dayanmış insanlar Türkler. At üstünde ok ve yayı en iyi kullanan millet, coca cola kutularının içine demir para değilde, o parayla
birebir örtüşecek şekilde buz makinası yapıp içeceği bedavaya getiren nadide millet. Örnekler, destanlar, kahramanlıklar, masallar, rivayetler dünyası Türkiye..
Kısa bir süre önce içimizi rahatlatan bir operasyona şahit olduk. Savaş uçaklarıyla gece nokta atışı yapabilen dört, bilemedin beş devletten
biriyiz. Aslında şahsım olarak en zeki pilotlara sahip olduğumuzu düşünerek, en iyi nokta atışı yapabilen devlet olduğumuzu düşünmüyorum, biliyorum.
Ama yinede her zaman olduğu gibi iyi niyetimi bir kenara atmayıp, diğer devletleri de sıralamaya üstü kapalı pozisyonda koymak istedim. Evet dedik ki
işte operasyon. İşte akan kanlarımızın intikamı. Rahat uyu şehidim dedik. Amerika komutanı geldi ``Sizde bu teknoloji yokken, gece nokta atışını
nasıl yapabildiniz?`` diye sordu ve ``Siz tarihte yokken, biz gemileri karada yüzdürüyorduk efendi.`` diye cevap vermedik, tersledik. Dağlara yapılan
acil yardım hastanelerini, elektrik santrallerini ve daha birçok betonarme yapılarını, yapılamaz hale getirdik. Uzun bir zaman önce dendi ki, 250.000
asker ile sınır ötesi operasyona gidiyoruz. Az önce yukarda bahsettiğim Türklük vasfından uzak kendini uyanık sanan sivri insanlar çıkıp dediler ki
``Haber vermeden yapacaksın bu işi``. Bu tip söylemler ağızlardan kulaklara, kulaklardan ağızlara yayıldı. Yayıldıkça yayıldı. Bre! Efendi.. Madem o
kadar iyi biliyordun bu işi neden orduda değilsin? Halk içinde birçok insan ``Ben televizyon izlemem.`` der. Bre! Efendi.. Yaptığın bütün yorumlar
televizyondaki haberleri izlediğe işaret ediyor. Yani sen televizyon izlememeyi marifet mi sanıyorsun? Sözde protesto mu ediyorsun? Sana ``Sağdan soldan
duyduğun hikayeleri bize anlatma.`` denildiği zaman, ``Hayır efendim ben biliyorum.`` demesini çok iyi bilirsin. Ama sen nesin? Sadece bir halk. Ordu
mensubu musun? Olsan konuşamazsın. Araştırma mensubu musun? Yine konuşamazsın. Aklı başında bir insanın bu tip basit yorumları yapmasına mümkün yok.
Peki neden bilmeyen bilir kişi edasıyla geziniyorsun? Konuşmayı dert edinmişsin sadece değil mi? Türkiye'yi sanmayın ki sadece PKK bölmeye çalışıyor.
Birinci ve ikinci dünya devletlerini sayarsak en az 15 dünya devletiyle aynı anda savaş halinde Türkiye. 2000 yıldır savaşıyor bu devlet. Uzak doğu
ülkeleri dediklerimiz sanki ense traşımız olmuşlar. Tepemizde Orta Asya'yı kaplamış bir Osmanlı ezeli rakibi. Dibimizde 50 yıldır afkuran köpekler
ve inleyen çakallar. Sağımızda adalara susamış kan emiciler. Solumuzca soy kırıcılar. Biraz kafayı kaldırıp Batı tarafına bakarsak orada 5-6 sırtlanın
sinsice birleşip fısıldadıklarını görebiliyoruz. Allah'ın yarattığı herşeyin bir nedeni vardır. Yukarda bahsettiğim düşmanlarımıza, Allah'ın yarattığı
hayvanları benzetmem, hala iyi niyetimin bir parçasıdır. İşte bu bahsettiğim devletlet, asırlar boyu biz Türklere değil de, bir başka devlete saldırmış
olsalardı, asırlardan değilde tarihin küçük bir ayrıntısından bahsederdik. Çünkü hiçbir ulus dünya ile 2000 yıl savaşacak kadar zeki, kutsal, güçlü, büyük
değildir.
Yazdık, çizdik.. Peki ama kimler bunların farkında? Yeni jenerasyon dediklerimiz bunların farkında mı? Analar, babalar.. Sadece dünyaya evlat
getirmekle hallolsaydı bu işler, Çin şuanda dünyayı yönetiyor olurdu. Eğitmiyoruz, eğitim lazım dedik. Sürekli dile getiriyoruz ama ufak bir zaman diliminde
kaybolup gidiveriyor akıllardan. En azından bir gününüzü nasıl geçirdiğimizi sorgulayacak olursak, biraz daha ``fark`` teriminin farkına varmış olabileceğiz.
Ama bunu bile yapmıyoruz artık. Kolay, kısa, ucuz yollardan düze çıkmayı alışkanlık haline getirmişiz birçok güncel konuda. Türk tarihinin gelmiş geçmiş
en büyük liderlerimizden birinin bu konuda tarihi bir keşfi vardır. Bizanslıların zevk-i sefa icra ettikleri yerlere baskın yapa yapa, bize de onlardan
tembellik ve zevk düşkünlüğü geçti. Ne der mehter marşımızda? Gâfil ne bilir neş’ve-i pür-şevk-i vegâyı, Meydân-ı celâdetteki envar-ı sefâyı, Merdân-ı gazâ
aşk ile tekbir tekbirler alınca, Titretti yine, rû-yı zemin arş-ı semâyı.
Bu vatan bayrağını bulmak için ne kanlar döküp, marşını yazmak için ne canlar verdi. Şehitler ölmez, vatan bölünmez dendi. Atalarımız için ne
yaptık? Günü gününe onları anmak, onlar adına saygı duruşunda durmak, onları hatırlamak, şiirler okumak yetti mi? Onların bundan memnun olduğuna emin misiniz?
En azından onları düşünerek cihad yolunda ne yaptınız, ey vatanına, milletine, devletine dil uzatanlar? Madem bu işi çok iyi biliyordunuz, neden çıkıp da
yönetmiyorsunuz? Siyaset yapın, hodri meydan denildiğinde kaçacak delik ararsınız. Birçoğunuz şucuyum bucuyum der. Tanımınızı vatan millet kurtulacak
bazında yaparsınız. Ama hepiniz bölünmüşsünüz. Sizi bölenler, zamanında operasyon yapılamadı dediğiniz o insanların arkasında olanlardır. Sizi uyaranlara
ise faşist, asıl bölücü, gerici diye hitap etmeniz ise şaşkınlık verici. En azından kendinize ve atalarınıza saygınız yoksa, gerçekten sizler için dünyada
iken ölümü kabullenen, ailesinden, eşinden, evlatlarından vazgeçen o insanlara saygı duyun. Dünya ile savaşıyoruz, haberiniz yok..
Etiket :köşe yazıları
sahra
16 Temmuz 2008
17:14
Yorumlar :0
 
 
 
 
 

Zirve100