| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

hayata dair herşey.. elimizden geldikçe paylaşacağız...

7 "cinsel sağlık" etiketi kullanan gönderi "cinsel sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 

Kadınları Seksten Soğutan 10 Neden

Kadınları Seksten Soğutan 10 Neden

İnternetteki sitelerde en çok konuşulan, bloglarda dile getirilen konulardan biri neden kadınların seks yapmak istememeleridir.. Bunun birçok nedeni olabilir elbette ancak en çok bilinen sebepleri ise şöyle sıralanıyor;
  • Gebeliği önleyici doğum kontrol ilaçları kullanmak bazı kadınların seks isteklerini azaltıcı rol oynayabilir. Bunun yanı sıra spral, prezervatif gibi araçlar da kadınların seks isteklerinin azalmasına neden olabilir.
  • Antidepresan kullanmak. Herkesin seks isteğini bu şekilde etkilemese de çoğu kadının seks isteğini azaltır.
  • Emzirme. Prolaktin hormonu seks isteklerini azaltır.
  • Uykusuzluk.. Çoğu kadın için, ilişkilerde uyku seksten önce gelir.
  • Stres.. İş yoğunluğu, eğitimle ilgili stresler, aile sorunları veya hastalıklar, ölümler seks isteğini azaltıcı rol üstlenebilir.
  • Stresiniz yükseldiği zaman çoğu kadın seksi bir çözüm olarak görmez.
  • Partnerle uyumlu duygulara sahip olmama. Her ilişkide duygusal ve tuktku olarak farklılıklar görülebilir. Bu nedenle çiftler seksten uzak durabilir.
  • Testosteron hormonunun düşük olması seks isteğinin az olmasına neden olabilir.
  • SHBG seviyesinin yüksek olması. Bir kadının SHGB (sex hormone binding globulin) yüksek olması da belki sekse olan ilgisinin az olmasına neden olabilir.
  • Mahremiyet korkusu.. Bazı kadınlar mahremiyetlerine aşırı düşkündürler. Bu durum çiftlerin seks yapmasına engel teşkil edebilir.
  • Vücudunu beğenmeme.. Bazı kadınlar vücutlarının nasıl göründüğüne önem verirler. Vücutlarını beğenmeyen kadınlar partnerlerinin gözünde kendilerini kendi gözleriyle algılarlar. Bu nedenle seksten uzak dururlar.
Bu tür sorunları olan kadınlar daha önce bunları yaşayanların deneyimlerini ve çözüm önerilerini okumalılar, araştırmalılar ve paylaşmalılar. Çiftler sorunu çözemiyorlarsa bir seks terapistinden destek almaları yararlı olacaktır.
Etiket :cinsel sağlık , sağlık bölümü
sahra
18 Ağustos 2008
13:17
Yorumlar :0
 
 
 
 

Seks Yaşamınızı Bitiren Şeyler

Tracey Cox

Seks yaşamınızda yolunda gitmeyen birşeyler mi var? Partnerinizin istekleriyle ilgili düşünceleriniz seks yaşamınızda yıkıcı olabilir mi? Panik yapmayın, bunların hepsi önlenebilir. Eğer eskiden olduğundan daha iyi bir aşık olmak istiyorsanız yaptıklarınızdan suçluluk duymayın ve yapabileceklerinize bakın.

1. Mide bulantısı..

Çoğu insan oral seksin heyecanlı olduğunu düşünür. Bununla birlikte partnerin oral seks teklifini reddetmenin de bağışlanamaz olduğunu söylerler. Oral seks yapmak istemiyorsanız bunu partnerinize söyleyin ancak artık sizinle olmak istemeyebileceği riskini göz önüne alın.

2. Deneme korkusu..

Partneriniz bayan garson ya da aktör gibi giyinmenizi ve ona kur yapmanızı mı istiyor? Bu tür farklı deneylere ne kadar açıksınız. Eğer değilseniz ve partneriniz bu konuda hayalperest biriyse bu nedenle seks yaşamınız rutinleşebilir.  Eğer onu kaybetmek istemiyorsanız seks sırasında konuşmalar, rol üstelenmeler gibi isteklerini bir kere de olsa deneyebilirsiniz.

3.Bedeniniz zayıfsa..

Çoğu kadın ilk orgazm deneyimlerini sessizce yaşamayı tercih eder, erkekler ise tam tersidir. Orgazmın seksin bir parçası olduğunu kabul edin ve orgazm olamıyorsanız farklı mastürbasyonu deneyin.  Seks sırasında dikkatinizi neyi sevip neyi sevmediğinize verin. Seksle ilgili fantazilerinizi ya da sizi etkileyecek şeyleri düşünün. Gerçek şu ki 8 yıllık birliktelikteki seks ile 8 haftalık ilişkide birliktelik aynı olmayacaktır. Kendinizi sadece oluveren seksin büyüsüne bırakın. Kendinize nasıl iyi bakıyorsanız seks yaşamınıza da aynı özeni göstermeli, dinamik tutmalısınız.
4. Asla teklif etmiyorsanız..
Eğer partnerinizin size seks yapmayı teklif etmesini bekliyorsanız çok şey kaçırıyorsunuz. Güç sizde olduğu zaman eskisinden çok daha fazla seksi hissedebilir ve onun kıyafetlerini çıkararak heyecanlı saatler geçirebilirsiniz. O anda seks aklınızdan geçmese bile ilk hareketinizle karşınızdaki harekete geçebilir. Karışık dünyada vücutlarımız oldukça basit tepkiler verir. Dokunuşlar ya da hareketlerden etkilenir. Eğer düzenli olarak seks yaparsanız vücudunuz kendisini ona göre programlayacak, libidonuz yüksek olacak ve kendinizi seks yapmak zorunda hissetmeden seks isteği içinde bulacaksınız.

5. Rahatsız edici olmak..

yatak odanız savaş alanına dönmüşken kısa bir süre sonra kim ışığı açıyor ve süreci erken bitiriyor? Kim az erotikti diye yakınıyor? Gece uyku ya da başka gerekçelerle yanınıza sokulan partnerinizi geri mi çeviriyorsunuz? Bu tür davranışların üstesinden gelin. Kötü ağız kokusu, ter kokusu, seks sırasında konuşmak, potensiyel hastalıklar gibi rahatsız edici durumların üstesinden gelmelisiniz. Sorunlarınızı belirledikten sonra çözerek kaliteli bir seks yaşamına sahip olabilirsiniz.
Etiket :cinsel sağlık , sağlık bölümü
sahra
18 Ağustos 2008
13:12
Yorumlar :0
 
 
 
 

7 İlişki Problemi ve Çözümleri

Evlilik ve Aile Terapisti Terri Orbuch, çiftlerde yaygın olarak karşılaşılan 7 ilişki sorununu ve çözümlerini tespit etti. Siz de bunlara bakarak sorunlarınıza dışarıdan bir bakış açısı yakalayabilir ve çözüm önerilerine göz atabilirsiniz.

1- Dürüst olmama, güvensizlik
Güven ilişkilerin en önemli parçasıdır. Partner ilişkide karşısındakine güvenmediği zaman rahat hissetmez ve ona kalbini açmaz. Aldatıldığından şüphelenen kişilerse bunu davranışlarına yansıtabilir. Orbuch, bu noktada çiftlere "dürüts konuşmalarını" öneriyor. Çiftler, yaşadıklarını ve hissettiklerini birbirlerini kırıp incitmeden dürüstçe söyleyebilmeliler. Güvenilir bir partnere sahip olmalı ve güvenme yeteneğinizi de geliştirmelisiniz.

Yazar Mary Jo Fay'in aşağıdaki önerileri partnerinizle aranızdaki güveni geliştirmenize yardımcı olabilir.
  • Tutarlı olun.
  • Zamanında olun. Eğer geç kalacaksanız arayın ve geç kalacağınızı söyleyin.
  • Partnerinize veya başkalarına yalan söylemeyin. Beyaz yalanlar bile olsa söylemeyin.
  • Açık olun, tartışırken bile dürüst davranın.
  • Başkalarının duygularını incitmemek için hassas olun. Aynı düşüncede olmasanız bile bunu partnerinizin duygularını incitmeden konuşun.
  • Ivır zıvır işlerinizi paylaşma konusunda açık olun.
  • Partnerinizin sınırlarına saygı duyun.
  • İyi bir dinleyici olun.
  • Birşeyler yanlış gittiğinde aşırı tepki göstermemeye özen gösterin.
  • Eski konuları tekrar gündeme getirmeyin. Önceki söylediklerinizi hatırlayın ve geri alamayacağınız şeyler söylemeyin.
  • Kıskanç olmayın.

2- Seksle ilgili sorunlar...
Orbuch, partnerlerin birbirlerine aşık olsalar bile seksle ilgi sorunlar yaşayabileceklerini belirtiyor. Seksle ilgili sorunlar ya da farkjlı istekler çiftlerin doğal ilişkilerine olumsuz yansıyabilir. Söz konusu seks olduğunda çoğu çift hissettiklerinden farklı davranabilirler. Orbuch çiftlere "fantazileri, ne kadar sıklıkta seks yapmak istedikleri, ne tür şeyler denemek istedikleri" gibi konularda konuşmalarını öneriyor. Tutku "yenilikle" doludur. Partnerinizle "yeni ve heyecanlı şeyler yapın" diye öneriyor.

3- İletişim yeterli değilse..
Çoğu insan günlük yoğunluk nedeniyle iletişim kurmayı, birşeyler paylaşmayı unutuyor. Orbuch, "iletişim kurmak sadece çocukların sorunları, işle ilgili sıkıntıları paylaşmak değil, hayallerinizi ve hedeflerinizi paylaşmaktır" diye belirtiyor. Orbuch çiftlerin en az 5 dakikalarını üz yüze, e-maille ya da telefonla, iş, çocuklar ve diğer programları dışında konuşmalar için ayırmalarını öneriyor. Bu yüz yüze, e-maille ya da telefonla olabilir diye belirtiyor. Orbuch, "bu çift olarak çocuklar olmadan en önemli aktivitenizi yapın ve akşam yemeğine çıkın" diye öneriyor. İletişimle ilgili sorunlarınızı ikiniz çözemiyorsanız uzman bir kişiye başvurmanız da yarar var.

4- Parasal sorunlar..

Parasal konular çoğu çiftlerin en önemli sorunudur.. Orbuch, para konularının ne kadar kazandığından nasıl harcadığına, yatırım kararlarına, para biriktirmelerine kadar birçok kon uyu içerdiğini belirtiyor. Paranın hassas bir konu olduğunu ve çoğu insanın konuşmaktan hoşlanmadığını belirten Orbuch, her 3 ayda bir parasal konularda konuşma yapılmasını ve iş listesine eklenmesini öneriyor. Yatırım hedeflerinizi, new kadar harcayıp ne kadar biriktirdiğinizi kısa bir liste yapın. Finansal konularda yalnız olmadığınızı bilin.

5. Ev işleri..
Orbuch, "Evde kimin ne yapacağı çiftler arasındaki çatışma kaynağıdır. Kadınlar kendilerini bir takımın parçası gibi hissetmeliler. Yüzde 50 yüzde 50 paylaşım olmasa da açık olmalıdır" diye vurguluyor. Umutsuz ve kızgın olmadığınız zaman ev işleriyle beklentilerinizi ve isteklerinizi paylaşın. Partnerinizin çöpü çıkarmasını mı, akşam yemeği yapmasını mı istiyorsunuz? Beklentileriniz ile yapabileceklerinizi değerlendirin, ortak bir iş planı oluşturun.

6. Tartışmaları yönetmek..

Çoğu çift zaman zaman tartışır. Ufak tefek tartışmalarda idare etmek çok önemli değildir. Elle vurma, sözlü taciz, çekme gibi davranışlar yıkıcıdır. Çiftlerin konuşarak anlaşmayı denemesi daha doğrudur. Tartışma sırasında kendinize hakim olamıyorsanız biraz zaman geçtikten sonra tekrar konuşmayı deneyin. Uzun bir yürüyüş yapın, açık havaya çıkın. Kızdığınızda düşüncelerinizi hemen telefona sarılıp anlatmayın. Orbuch, "Partnerinizin ne söylediğini dinlediğinizden emin olun ve ön yargılı yaklaşmayın. İletişim boyunca algılarınızı açık tutun, açık fikirli olun ve konuşmaya gerekmedikçe müdahale etmeyin" diye öneriyor.

7. Ana konularda uyuşma
Orbuch, hobiler, ilgi alanları gibi bazı konularda her zaman uyuşulamadığını belirtiyor. Çiftlerin çocuklar, inançlar, yaşam tarzı gibi önemli noktalarda uyuşmaları gerektiğini vurguluyor.  Orbuch, "Çiftler tüm konularda aynı düşünecek diye bir durum elbette yok. İlişkinizde sizin için önemli konularda aynı düşünmeniz yeterli.  Eğer bir tane çocuk istiyorsanız ve partneriniz istemiyorsa gerçekçi bir değerlendirmeye ihtiyacınız olabilir" diye belirtiyor.

İlişkinizde herhangi bir problemi çözerken göz önünde bulundurmanız gereken hususlar;

Psikolog Karen Sherman, çiftlerin sorunlarını çözerek mutlu olmalarına yardımcı oluyır. 

İşte Sherman'ın önerileri..

1. Karşınızdakine saygı duyun. Konuşurken ve davranışlarınızda saygılı olun. İnsanlar içinde partnerinizi küçük düşürmeyin, utandırmayın. İlk randevuda sadece konuşarak birbirinizi tanımaya çalışın.

2. Karşınızdakini takdir edin. Teşekkür ederek ona değer verdiğinizi gösterin.

3. Gerçekçi olun. Filmlerdeki gibi her zaman aklınızdan geçenleri anlayacağını düşünmeyin. İsteklerinizi doğrudan söyleyin.

4. İkinizin farklı kişiler olduğunu, farklı ailelerden geldiğinizi ve farklı yetiştiğinizi aklınızdan çıkarmayın. Partmerinizle farklılarınızı bıkıp usanmadan öğrenin  ve buna göre davranın.

5. Mizahı kullanın. Daha çok eğlenmenizi sağlayacak şeyler deneyin.

Etiket :cinsel sağlık , sağlık bölümü
sahra
18 Ağustos 2008
13:01
Yorumlar :0
 
 
 
 

Cinsel Orgazm Bozukluğu

Cinsel Orgazm Bozukluğu

Cinsel uyarılma sonrası orgazmın devamlı bir şekilde ya da tekrarlayıcı olarak çok geç olması veya hiç olmaması halidir. Her kadın için cinsel uyaranın turu ve yoğunluğu farklıdır. Bunun için cinsel uyarının iyi tetkik edilmesi gereklidir. Bu durum kişide belirgin bir gerilime ve sosyal ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu sorun asal olarak başka bir psikiyatrik bozukluk, ilaç,madde ya da başka bir hastalık nedeniyle oluşmamalıdır.

Hekimin kişide yas, cinsel deneyimlerin öyküsü ve gelen cinsel uyarının yeterli düzeyde olup olmamasını değerlendirerek bu tanıyı koyması gerekmektedir.

Kadınlarda orgazma ulaşma durumu yasin ilerlemesi ile artmaktadır. Daha çok genç yasta rastlanmaktadır. Eğer kişide bu durumun nasıl yaşanabileceği öğrenilirse , cinsel travmatik yaşantılar, evlilik sorunları, depresif durumlar ya da başka vücutsal hastalıklarla karşılaşılmadığı surece bu halin uzun sureli olarak kaybolması nadirdir. Beraberinde cinsel istek ve uyarılma bozukluğu da bulunabilir. Kadınlar kendi bedenlerin, haz noktalarını ve özelliklerini daha iyi tanıyıp, eslerine tanıttıkça bu durumu daha yoğun yaşayabilirler. Yurt dışında yapılan bir çalışmaya göre (Kinsey) 35 yas üzerinde evli kadınlar arasında hiç orgazm yaşamayanlar % 5 oranında bulunmuştur. Başka bir çalışmada ise kadınların % 46 si orgazma ulaşmakta güçlük çekerken, % 15 oranında orgazm olamamaya rastlanmıştır.

Bu duruma yol açabilecek diğer faktörler arasında hamile kalma korkusu, esi tarafından reddedilme korkuları, vaginaya zarar gelebileceği endişesi, erkeklere karşı düşmanca tavırlar, cinsel dürtülere karşı kendini suçlu hissetme sayılabilir. Bu durumdaki bazı kadınlarda karin alt bölgelerinde ağrı, cinsel bölgelerde kaşınma ve akıntı, gerginlik, bitkinlik yakınmaları bulunabilir.

Orgazm bozukluğu (erkeklerde):
Orgazm bozukluğunun kadınlar için belirtilen şartlari erkekler için de geçerlidir. Erkeklerde en yaygın olarak görülen şekli eşin el ya da oral uyarısı ile cinsel boşalma sağlanabilmesine karşın , cinsel ilişki sırasında orgazmın olmaması durumudur. Bazı durumlarda sadece mastürbasyon ya da sadece cinsel düşlemler ile orgazma ulaşılabilmekte, ilişki sırasında bu gerçekleşmeyebilmektedir. Orgazmın sağlanması için yeterli düzeyde cinsel uyarının olması ve yaş artışı ile uyarı yoğunluğunun artması gerekmektedir.

Neden olabilecek vücutsal hastalıklar:

Prostat operasyonları sonrası, “Parkinson” hastalığı, omurilik kanalında bozukluklara yol açan nörolojik hastalıklar, bazı tansiyon ilaçları, bazı anti psikotik ilaçlar da bu durumu oluşturabilmektedir. Geçici olarak yoğun alkol alimi , kandaki seker düzeyinin çok yükselmesi , bazı hipofiz bezi tümörleri varlığında da görülebilmektedir.

Psikiyatrik kökenli olan şekil kimlerde görülmektedir:

Etkilenen kişilerin daha çok Bu rahatsızlığın “obsesif-kompulsif” bozukluğu olanlarda daha çok görüldüğüne dair araştırmalar bulunmaktadır. Baskı altında ve katı kuralların olduğu ailelerden gelen kişilerde , cinsel konuların tabu olduğu ailelerde bu duruma daha çok rastlanmaktadır. Bazı kişilerde de kadınlara veya ilişki kurulan kişiye yönelik düşmanlık hislerinin sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Karşısın da kinin kendi gözünde cinsel çekiciliğinin kalmaması durumunda böyle bir sonuç ile karşılaşılabilmektedir

Tedavi:


Eşle birlikte yapılan cinsel tedaviler başarılı sonuçlar vermektedir.

Erkek cinsel organı sertleşme (ereksiyon ) bozukluğu:
Devamlı olarak ya da tekrarlayan bir şekilde , erkek cinsel organında (penis) cinsel ilişki için gereken düzeyde sertleşmenin elde edilememesi ya da cinsel ilişki sonuna dek bu düzeyin korunamaması durumudur. Bu durum kişide önemli derecede gerilime ya da sosyal ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu teşhisin konması için başka bir psikiyatrik hastalık, bir ilaç,madde ya da bir vücutsal hastalığa bağlı olmaması gerekmektedir.

Bazı durumlarda cinsel yaşantının hiç bir döneminde ereksiyon sağlanamamışken, bazı kişilerde başlangıçta bu durum varken, cinsel birleşme anında bu kaybolabilir. Bazen de sadece mastürbasyon esnasında ya da uykudan uyanırken ereksiyon oluşur, cinsel birleşmelerde oluşmayabilir.

Bu durum kişide bir cinsel kaygı, gerekli performansı gösteremeyeceği endişeleri ya da cinsel uyarıma ve zevk alma hislerinde azalma ile ilişkilidir. Depresyon geçirmekte olan ya da madde kullanım bozukluğu olanlarda bu soruna rastlanabilmektedir. Bu durum tedavi edilmezse ne yazık ki evlilik sorunları, boşanmalara , alkol-madde kullanım bozukluklarına, diğer esin evlilik dişi ilişkilerine yol açabilmekte, bu nedenle intihar ya da cinayetlerle sonuçlanabilmektedir.

Yasin ilerlemesiyle birlikte görülme oranı artmaktadır. Yurt dışında yapılan çalışmalara göre ( Kinsey) rahatsızlığın 35 yas civarındakilerde % 2-4 oranında ;80 yas civarında ise % 77 oranında görüldüğü saptanmıştır. Ancak eğer kişinin sağlık durumu yerinde ve uygun cinsel esi varsa ileri yaslarda bu durum görülmeyebilir.

Bu duruma yol açabilen vücutsal hastalıklar:

Kabakulak ve fil hastalığı, kalp yetmezliği, damar sertliği, aort anevrizmaları, böbrek yetmezliği, hidrosel ve varikosel gibi ürolojik hastalıklar, siroz, solunum yetmezlikleri, penis damar ve yapı bozuklukları, Klinefelter gibi genetik hastalıklar, vitamin eksiklikleri, seker hastalığı, hipertiroidi, Addison hastalığı ve böbreküstü bezi tümörleri gibi endokrin sistem hastalıkları, MS, Parkinson , ALS, bazı sara hastalığı tipleri, sinir sistemini tutan tümörler, omurilik kanalını etkileyen travmalar ya da burayı tutan tümörler, alkol-madde bağımlılıkları, kursun ve bitki oldurucu ilaçlarla zehirlenme durumları, bazı ilaçlar ( östrojen, bazı tansiyon ilaçları, bazı antipsikotik ilaçlar) , isin tedavisi, pelvis kemiği kırıkları, ağır düşkünlük hallerine yol açan hastalıklar ve o bölge veya o bölgeye yakın sinir ve damarlarına yönelik ameliyatlar ( prostat , kalın bağırsak, mesane , iliak damar operasyonları gibi) sayılabilir.

Tedavi:

Esler birlikte tedaviye alınır. Bu tedavi için düzenli bir cinsel es gereklidir. Cinsel tedavide eşlerde bu duruma yol açabilecek başka bir vücutsal hastalık yoksa başarılı sonuçlar alınmaktadır

Erken boşalma (Prematur ejekulasyon) :

Devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan bir şekilde boşalma için yetersiz bir cinsel uyarılma ile, kişinin isteği dışında , penisin vaginaya girişi öncesi ya da hemen sonrasında boşalmanın (ejekulasyon) gerçekleşmesi durumudur. Bu durum kişide önemli derecede gerilime yol açarak, karşısındakilerle ilişkilerinde güçlüklere yol açmaktadır. Bu teşhisin konması için oluşan durumun başka bir maddenin etkilerine bağlı olmaması gerekmektedir. Bu tanıyı koyarken kişinin yaşı, eşin ya da cinsel aktivite durumu ve yerinin özellikleri, yakın zamandaki cinsel girişimlerin miktarı gibi etkenler dikkate alınır.

Kimlerde daha çok görülmektedir:

Genellikle genç yastakilerde ve cinsel ilişkilere yeni başlayanlarda görülür. Bazı kişilerde de , devamlı alışılmış eşle değil de ek olarak başka bir ilişkiye başlayınca oluşabilmektedir.

Daha çok eğitim düzeyi yüksek kişilerde rastlanmaktadır. Erkeklerin % 30 unda olduğu düşünülmektedir. Daha önceki cinsel girişimleri hayat kadınları ile alelacele bir şekilde olan kişilerde, fark edilmeleri halinde rezaletler çıkacağı olası yerlerde bu girişimlerde bulunanlarda çok kısa sürede orgazm sağlama alışkanlığı nedeniyle oluşmaktadır.

Erken boşalma nedenleri :

İlişkide bulunan kişi ile ilgili sorunlar, evlilik sorunları bu duruma yol açabileceğinden, hem bozuk giden evlilikler bu soruna yol açmakta, hem bu sorun evliliklerde zorluklara yol açmaktadır.

Başlangıçta olmayan, ancak devam eden ilişkilerde ortaya çıkan erken boşalmaya cinsel ilişki yoğunluğunun azalması , sertleşme bozukluğu olacağı endişesi sebep olabilmektedir.

Bazı kişilerde bilinçaltında yatan cinsel ilişki ile ilgili düşünceler bu duruma sebep olmaktadır. Sertleşme bozuklukları konusunda belirtilmiş olan ailesel yapı ve bu durumun gelişmesindeki etkenler bu konuda da söz konusudur.

Tedavi:

Eş birlikteliğinde ya da essiz olarak yapılan boşalma suresini uzatıcı cinsel tedaviler başarılı olmaktadır.

Etiket :cinsel sağlık
sahra
24 Temmuz 2008
12:17
Yorumlar :0
 
 
 
 

Azalmış Cinsel İşlev Bozukluğu

Azalmış Cinsel İşlev Bozukluğu Bireyde devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan dönemler halinde cinsel fantezi kurmak ve cinsel eylemde bulunmak yolunda isteğin az ya da hiç olmaması halidir. Bu durum kişide önemli bir miktarda gerilim, sorun ya da kişiler arası ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu sorun başka bir psikiyatrik hastalığın etkisine bağlı olmayıp,  asal olarak bir madde, ilaç ya da  başka bir vücutsal hastalığın doğal etkilerine bağlı olmamalıdır. Bu durumdan etkilenen kişiler genellikle cinsel aktiviteyi kendileri başlatmazlar, karşı tarafın başlatması halinde ise isteksizce eşlik edebilirler. Eşlerinin baskısı ile cinsel eylemin miktarını , başka nedenlerle ( eslerinin kendilerini terk etmemesi, hediyeler alınması, kendilerine değer verilmesi gibi amaçlarla) arttırabilirler. Bu kişilerin düzenli cinsel aktivitelere isteksizlikleri nedeniyle evlilik ya da arkadaşlıklarında bozulmalar, boşanmalar görülebilmektedir. Bu bireylerde eşini  görünüm ve duygusal olarak itici olarak algılama da görülebilmektedir . Cinsel istekteki azalma uyarılma ya da orgazm sorunları tarafından oluşturulmuş da olabilir. Bazı kişilerde istek aşamasında bozukluk varken, diğer aşamalar normal de olabilir. Bu durumu olan erkeklerde bir araştırma sonucuna göre daha düşük testesteron düzeylerine rastlanmıştır. Araştırmalara göre beş kişiden birinde bu durum mevcut olup, kadınlarda daha çok rastlanmaktadır. İstek azlığı kişinin cinsellik hakkındaki bilinç dışı korkularından kendini korumak üzere geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. Bu durum uzun suren stres, kaygı ve depresyona başka vücutsal hastalıklara bağlı olarak ta gelişebilmektedir. Uzun sure cinsel aktivitenin olmaması da cinsel istek bozukluğuna yol açabilir. Ayrıca bozulan bir ilişkiye karşılık olarak ve bir öfke- düşmanlık ifadesi olarak ta karşılaşılabilir. Cinsel istek azlığının gelişmesine yol açabilecek etkenler arasında biyolojik dürtünün olmaması, yeterli özgüvenin yokluğu, cinsel acıdan geçmişteki kötü deneyimler, tacizlerin varlığı,uygun bir esin olmaması, es ile cinsellik dişi alanlarda iyi bir iletişimin olmaması sayılabilir. Rahatsızlık genellikle erişkinliğe geçiş döneminde başlar Tedavide bilişsel, davranışçı tedavi ve aile terapisi kullanılır. Cinsel Tiksinti Nedir? Devamlı olarak veya tekrarlayıcı olarak cinsel birleşmeden çok fazla miktarda tiksinti duyarak, cinsel ilişkiden kaçınma halidir. Bu durum kişide yoğun bir gerilim ya da sosyal ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu  teşhisin konması için bu durumun başka bir psikiyatrik bozuklukla net bir ilişkişinin olmaması gerekir.

Kişi cinsel ilişki söz konusu olduğunda kaygılanır, tiksinir ya da korku duyar. Bu iğrenme hali cinsel birleşmenin herhangi bir anına ilişkin olabilir. Bunlar sperma ( cinsel birleşme sırasında boşalan sıvı materyal ) ile ilgili ya da cinsel kasılmalar ve cinsel organların temas etmesi gibi farklı durumlara yönelik olabilir. Bazı vakalarda öpüşmek ve ten teması dahi bu durumu oluşturabilir. 

Bu rahatsızlığı olan kişiler o anda bas dönmesi, mide bulantısı, sıcak basması, terleme, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık  gibi yakınmalarla panik nöbetleri yaşayabilirler. Bu durumdaki kişiler durumdan kaçınmak için eslerinden çeşitli bahanelerle uzak durarak, erken yatabilir, aşırı bir çalışma temposu içine girebilir, evde kalma surelerini kısıtlayabilir ya da alkol-madde kullanımına başlayabilirler.

Tedavide başlangıçta imajinasyon yöntemleri ve  bazen ilaç tedavileri ile kaygının azaltılması ile psikoterapi sürdürülür.

  

Etiket :cinsel sağlık
sahra
24 Temmuz 2008
12:16
Yorumlar :0
 
 
 
 

Cinsel Ağrı Bozukluğu

1-Cinsel Ağrı Bozukluğu

a-) Disparoni:

Kadın ya da erkekte cinsel ilişki esnasında devamlı ya da tekrarlayıcı bir şekilde cinsel organ bölgelerinde ağrının olması durumudur. Bu durum kişide önemli bir gerilime ve karşısındakilerle ilişkilerinde güçlüklere yol açar. Bu sorun başka bir psikiyatrik, vücutsal hastalık ya da maddenin etkilerine bağlı olarak gelişmemiş olmalıdır.

Bu sorun daha çok ilişki sırasında olsa da bazı kişilerde ilişki öncesi ya da sonrasında da görülebilmektedir. Ağrının derecesi ve niteliği kişiden kişiye değişebilmektedir. Bu durum nedeniyle kişiler cinsel ilişkilerini kısıtlayabilir, içe kapanabilir, evlilik yaşantılarında sorunlarla karşılaşabilirler.

Disparoniye yol açan psikolojik etkenler:
Cinsel tecavüz travması ya da çocukluk çağında cinsel tacizler yaşayanlarda devamlı suretle cinsel bölgede ağrı daha çok gözlenmiştir. Kişide cinsel ilişki ile ilgili gerilim ve endişe var ise bu da vajina kaslarında kasılmaya neden olarak ağrıya yol açmaktadır. Ağrı oluştuğunda esin cinsel aktiviteye ısrarla devam etmesi ya da esin cinsel ilişkiye hazır olmadığı durumlarda cinsel ilişki için ısrar durumlarında ağrı durumu artma göstermektedir.

Disparoniye yol açan vücutsal hastalıklar:

Kadınlarda cinsel bölge çevresine yönelik ameliyatlar sonrasında % 30 oranında ,geçici bir sure için bu sorunun oluşabildiği gözlenmiştir. İltihaplanmış ya da zarar görmüş kızlık zarı artıkları, doğum kesikleri izleri, cinsel bölgeye salgı yapan bezlerin hastalıkları, vajina ve civarı dokuların enfeksiyonları, endometriozis ve pelvis (alt karin bölgesi) bozuklukları sayılabilir. Ayrıca menapoz sonrasında da vajina yüzey dokusunun incelmesi ve ıslanmanın azalması nedeniyle disparoni oluşmaktadır. Erkeklerde ise daha nadir olup, prostat bezi iltihapları, peyroni hastalığı, gonore ya da herpes hastalıkları sonrasında oluşabilmektedir.

Vaginismus:

Vajinanın kas dokusunun 1/3 dış kısmına ait kas grubunun cinsel birleşmeyi önleyecek düzeyde devamlı olarak ya da belli aralıklarla tekrarlayarak , kişinin isteği dışında kasılması durumudur. Bu durum kişide önemli bir gerilime ya da karşısındakilerle ilişkilerinde güçlüklere yol açar. Bu durumun başka bir psikiyatrik ya da vücutsal hastalığa bağlı olmaması gerekmektedir.

Bazı kişilerde cinsel birleşme olmadan, cinsel aktivite olacağı düşüncesi bile bu durumu oluşturabilmektedir. Kişide cinsel birleşme olmadan cinsel istek ve orgazm yetileri normal durumda devam edebilir. Bu durumda bazı kişilerde cinsel ilişkiden kaçınma ve evlilik sorunları gözlenebilmektedir.

Kimlerde görülür?

Daha çok genç kadınlarda görülmektedir. Cinsel taciz yaşantısı olanlarda , cinsellik konusunun tabu olarak kabul edildiği ailelerden gelenlerde gözlenmektedir. Evlilik öncesi, ilk gece hakkında çevreden duyulan abartılı korkutucu sözlerin etkisi olduğu düşünülmektedir. Daha çok eğitimli ve sosyoekonomik düzeyi yüksek kişilerde görüldüğü yolunda yayınlar bulunmaktadır. Daha önce herhangi bir sebeple ameliyat edilenlerde ya da vücutsal travma geçirip, yaralananlarda daha sonraları cinsel ilişki ile bu durumun oluşabildiği gözlenmiştir. Ayrıca kişi duygusal olarak karşısındaki kişi tarafından baskılandığını, kötü davranıldığını düşünüyorsa bu da bir şekilde vücudun kendini savunması seklinde kendini gösterebilmektedir.

Tedavi:

Davranışçı tedavi ve psikoterapi ile rahatsızlık normale dönmektedir. Başlangıçta kişinin kendi başına yapacağı ev ödevleri , daha sonra eşi birlikteliğinde devam ederek, eşler arasında karşılıklı güven ortamının sağlanması ile düzelmektedir.

Etiket :cinsel sağlık
sahra
24 Temmuz 2008
12:15
Yorumlar :0
 
 
 
 

Cinsel İşlev Bozuklukları

Cinsel aktivite aşamalarındaki ( isteğin başlaması, uyarılma, orgazm ve rezolusyon ) sorunlar veya cinsel ilişki ile birlikte ağrı yakınmaları bu bozukluğun konusudur. Bu durumlar cinsel olgunlaşmanın başlamasından beri varolabilir ya da cinsel hayatin belli bir sure sonrasında başlayabilir. Belli bir takım durumlar ve cinsel ilişkideki eslere bağlı (durumsal tip) olan ya da bağlı olmayan (yaygın tip) şekillerde görülebileceği gibi; bozukluğun başlamasında asal etkenin psikolojik etkenlere bağlı ya da psikolojik etkenlerin de rol oynadığı ama asal rol almadığı, başka bir tıbbi durum ya da madde kullanımının da rol aldığı şekiller de söz konusu olabilir.

Kişinin maruz kaldığı cinsel uyarının kaynağı, uyarının şiddeti ya da uyarı süresi yetersizse bir cinsel işlev bozukluğu tanısı uygun değildir.

Bu teşhisi koymadan önce kişinin istek, hedefler ve davranım şekillerini yönlendirebilecek dinsel ve diğer sosyokültürel zeminler dikkate alınır ( Örneğin kişilerde cinsellik sadece çocuk sahibi olmak olarak gözlenebilir, sadece karşı tarafın rahatlamasına hizmet amacını güdüyor olabilir ya da belli bir yastan sonra kabul edilemez olarak düşünülebilir gibi düşünce tarzları) .

Etiket :cinsel sağlık
sahra
24 Temmuz 2008
12:11
Yorumlar :0
 
 
 
 
 

Zirve100